Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği

Reklam

500 yıldır değişmeyen sanat şehri: Floransa

İtalya’da mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri olarak üst sıralarda bulunan Toskana’nın incisi, sanatın ve Rönesans’ın merkezi Floransa, yüzyıllardır değişmeyen güzellikteki eserleri içinde barındırıyor ve tüm bu ihtişamıyla sizi bekliyor.

Çağlar Çağatay– Floransa, İtalyanların söylemi ile Firenze Rönesans’ın beşiği, Toskana bölgesinin başkenti, İtalya ve Avrupa’nın en önemli ticaret merkezlerinden biri. Eşsiz bir sanat şehri olan Floransa, 16. yüzyıldan beri hiç değişmemiş. Leonardo da Vinci, Michelangelo, Donatello, Rafael, Sandro Botticelli ve daha birçok sanatçının yaşadığı Rönesans’ın merkezi bu şehri ilk gördüğünüz andan itibaren kendinizi açık hava müzesinde hissediyorsunuz. İstanbul’dan Floransa’ya direkt uçuş bulunmuyor. THY ile İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan, Pegasus Havayolları ile Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan haftanın her günü, 2 saat 40 dakika süren uçuşlarla aktarmasız olarak Bologna Guglielmo Marconi Havalimanı’na uçabilirsiniz. Floransa, Bologna’dan 105 km uzaklıkta. Havalimanından 6 kilometre uzaklıkta olan Bologna Tren İstasyonu’ndan 40 dakikalık bir tren yolculuğu ile Firenze Santa Maria Novella İstasyonu’na ulaşabilirsiniz. Bizse Fransa’nın Nice kentinden 5 saat süren araba yolculuğu ile kente vardık. Arno nehri üzerine kurulmuş Avrupa kıtasının en ünlü köprüsü Ponte Vecchio, kentin önemli simgelerinden biri. Floransa’nın ortaçağdan kalan en sağlam yapılarından biri olan Ponte Vecchio köprüsü muhteşem bir manzaraya sahip ve üstünde altın ve mücevher dükkanları var.

Duomo Göz Kamaştırıcı

Duomo ya da Santa Maria del Fiore olarak da adlandırılan Floransa katedrali kentin simge yapılarından biri. Beyaz, yeşil ve pembe renklerdeki mermerlerle inşa edilmiş katedralin kubbesi ve hemen yanında yükselen Giotto’nun Çan Kulesi, Floransa’yı panoramik olarak resmeden bütün karelerde bulunuyor. Kuleye 414 basamakla çıkılıyor ve şehrin panoramik manzarası buradan izlenebiliniyor. Floransa’nın en ünlü katedrali olan Duomo’nun bir parçası olan Giotto, Floransa gotik mimarisi ile mutlaka gezilmesi gereken yerlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Piazza del Duomo’dan sonra Arno Irmağı’na doğru çok kısa bir şekilde yürüyerek Piazza delle Signoria’ya ulaşmanız mümkün. Michelangelo’nun dev heykeli David’in de bulunduğu Palazzo Vecchio, içinde Giambologna’nın da 2 heykelinin dahil olduğu heykeller galerisi Loggia dei Lanzi bu meydanda, üstelik şehrin en ünlü müzesi Uffizi de hemen köşede. Mutlaka belirtelim. Bu müzeye girmek için şehre vardığınız gün, 1-2 gün sonrasına bilet almak en doğrusu. Çünkü aynı gün içinde bilet alıp müzeyi ziyaret edebilmek için çok uzun saatler beklemek zorunda kalabilirsiniz. St. John Vaftizhanesi, şehrin diğer iki ünlü binası olan Floransa Katedrali ile Giotto Çan Kulesinin hemen önünde yer alıyor. Şehrin en eski binalarından biri olarak da göze batan Vaftizhane, 1059-1128 yılları arasında yapılmış. Yapının en önemli noktalarından birisi bronz kapıları. Şiirlerinde bile buradan bahseden ünlü Rönesans şairi Dante ve Medici aile üyeleri de burada vaftiz edilmiş.

Medici Ailesi Ve Zambak

Floransa demişken Medici ailesinden de kısaca bahsetmemek olmaz. 15. yüzyılın ilk yarısında Medici ailesinin hükümdarlığına giren kent en büyük gelişimini bu dönemde kazanıyor ve Floransa, özellikle kültür ve ekonomi alanında büyük bir gelişim katediyor. 14 – 17. yy.’dan itibaren 4 asır boyunca hüküm sürmüş olan Medici ailesi, bankerlik ve ticaret yapan çok zengin bir aile. Bu arada sanat kültüre çok önem vermişler. Leonardo da Vinci ve Michelangelo Buonarroti gibi büyük ressam ve heykeltıraşlar bu aile için eserlerini yapmışlar. Floransa’nın en etkileyici meydanı Piazza della Signaria yani Senyörler Meydanı’nın bir kenarında da Medici ailesinin sarayı yer alıyor. Sarayın duvarlarının üst kısmı ve kulesi zambak şeklinde. Bu anlamda da Floransa’nın sembolü zambak olarak günümüze kadar geliyor.

Boboli Bahçeleri’nin Manzarası

Kentin ilgi çekici başka bir yapısı da Palazzo Pitti ve hemen arkasındaki Boboli Bahçeleri, Arno nehrinin güneyine kurulmuş olan ve zaman içinde günümüz noktasına gelen bir yerleşke. Her ne kadar Floransa’nın ana ailesi Medici’lerin yaptığı bir yer olmasa da, hem yapılışında hem de sonrasında elbette yine Medici’lerin eli değmiş. Boboli Bahçeleri ise tam anlamıyla 16. yüzyıl İtalyan bahçe sanatının en önemli ve belki de en doğru örneği. Bahçe içerisinde Roma dönemi kalıntılar ile birlikte heykeller de sergilenmekte. Ardından Floransa’yı tepeden gören Piazzale Michelangelo’yu 10 dakikalık bir otobüs yolculuğu ile ulaşıyoruz. Burayı görmenizi mutlaka tavsiye ediyoruz. Üzerindeki kuyumcu dükkânlarıyla ve mimarisiyle dünyanın en fotojenik köprülerinden Ponte Vecchio ve heykellerle süslü Floransa’yı keyifli bir seyre dalabilirsiniz.

Kenti Keşfe Çıkmayı İhmal Etmeyin

Floransa keşfedilmek için size bekleyen bir şehir, dolayısıyla daha fazla ayrıntı vermek istemiyoruz, ancak birkaç restoran ve kafe tavsiyemiz var. Pizza için O Munaciello Frinze’yi, makarna için de Ristorante La Posta’yı bizzat denedim ve memnun kaldım.  Floransa, her şeyden önce sanat, tarih ve kültür kokan bir şehir. Bunu unutmamalı ve Floransa’nın kültürünü doya doya içinize çekmelisiniz. Yalnızca turistik merkezlere, ünlü yapılara ya da eserlere de takılıp kalmayın, ara sokaklarda kaybolun. Nehir kenarında müzik yapan gençleri izleyin. Doya doya dolaşın Floransa’yı ve tabii ki, Michelangelo’nun ünlü Davut Heykeli’ni fotoğraflamayı, Floransa’nın simgesi Ponte Vecchio’dan geçmeyi ihmal etmeyin. Bifteğin, pizzanın, makarnanın, sandviçlerin ve dondurmaların en güzellerini Floransa’da bulabileceğinizi unutmayın. Tadabildiğiniz kadar tadın. Bununla birlikte Toskana bölgesi derileriyle ünlü. Caddelerinde dolaşırken sadece eldiven, şapka, çanta ya da kravat satan farklı dükkanları da görebilirsiniz. Pazarları, çarşıları gezmeyi ihmal etmeyin, hem kendiniz hem de sevdikleriniz için deriden yapılmış harika şeyler bulacaksınız.