Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği

Balkanların Antalya’sı, Kassandra…

Selanik havalimanına yaklaşık 1 saat uzaklıktaki Halkidiki bölgesi, 3 koldan oluşuyor. Ortadaki Sethonia doğal güzellikleri, sondaki yarımdada da kutsal kabul edilen ve sadece erkeklerin ziyaret edebildiği Athos dağına evsahipliği yapıyor. Halkidiki’nin en önemli bölgesi ise kuşkusuz Kassandra… Bünyesinde Afitos, Kriopigi, Hanioti, Pefkohori, Palouri, Poseidi, Loutra gibi her biri farklı özelliklere sahip turistik merkezleri ve dünya çapında ünlü Sani Resort gibi ultra lüks tesisleri bünyesinde bulunduran Kassandra deyim yerindeyse Balkanlar’ın Antalyası…

Bulgaristan, Romanya, Makedonya, Arnavutluk, Polonya, Sırbistan, Karadağ, Kosova ağırlıklı olarak tatil için Halkidiki ve Kassandra’yı seçen ülkeler… Her birinden buraya ulaşım 3 saat ile 1 gün arasında değişiyor… İstanbul ve Trakya bölgesi de yine karayolu ile ulaşım için cazip; keyifli bir güzergah izleyerek Selanik’e uğrayıp; burada verilen bir moladan sonra Halkidiki’ye gidilebilir.

Türkiye’den daha çok turistin gelmesine mutlu olduklarını belirten Kassandra Belediye Başkanı Vasilis Kyritsis, Türk Lirasının değer kaybından dolayı bu sene beklenen az Türk’ün tatil için geldiğini; ancak kurlarda dengenin kurulacağını ve seneye daha çok turistin Kassandra’yı tercih edeceğini söylüyor. Türkiye’nin bölge için değerli bir ülke olduğunu belirten Kyritsis, Türkiye ile Yunanistan’ın ilişkilerinin gelişmesinin herkesin yararına olacağının altını çiziyor. Bölgeye daha çok Avrupalı turistin gelmesi için çaba harcadıklarını belirten Vasilis Kyritsis sözlerine şöyle devam ediyor:

“Aslında Türkiye ile ilişkimiz çok değerli, TL’nin değer kaybı sadece size değil bize de zarar verdi. Tatil rezervasyonları daha ucuz olduğu için Türkiye’ye kaydı. Tabi bu kadar ucuz olunca turistler için cazip olabilir ama turizmciler için ne kadar cazip olduğundan emin değilim. Hem Halkidiki hem de Kassandra olarak, tarih, doğa, eğlence başta olmak üzere çok zengin olanaklarımız var… Değerli komşularımızı bekliyoruz. Türkler daha çok ülkemize gelsinler, daha çok yabancı turist de Türkiye’ye gelsin ve ekonominize katkı sağlasın istiyoruz…”

Hem Kassandra hem de Halkidiki turizmi geliştirmeye, çeşitlendirmeye çalışıyor. Bazı oteller için sezon 6 aya kadar uzuyor. Turistler genellikle yaz tatili için Kassandra’yı seçiyor ancak tarihsel açıdan çok değerli bir yer Kassandra; Poseidon savaşı, Olimpos tanrıları ile devlerin savaşları bu bölgede yaşanmış… Aristoteles’in doğduğu köy yine Halkidiki sınırları içinde, bir nevi hemşehrileri desek yeridir… Dalış, balıkçılık, yelken gibi su sporları yapılıyor. Zeytin ve üzüm bakımından çok zengin bir bölge, Yunanistan’ın pek çok bölgesinden insanlar zeytin hasadı için kış aylarında buraya geliyorlar; bu da aslında kısa süreli bir yerel turizme neden oluyor. Turist kalabalığının çekilmeye başladığı Eylül ayından itibaren Kassandra çok farklı şeyler vaad ediyor… Keyifli bisiklet turları, balıkçılık, muhteşem yerel lezzetleri keşfetmek, ata binmek, trekking ve hatta kamp/karavan turları gibi geniş bir yelpaze var… Halkidiki doğa turizmini bir bütün olarak ele alıyor ve uluslararası uzmanların desteğiyle rotalar, gerekli altyapının tesisi gibi çalışmalar sürdürülüyor…

Yaz aylarında Kassandra plajları Yunanistan çapında ilgi gören plaj partilerine evsahipliği yapıyor… Plajlara giriş için ücret ödenmiyor. Buradaki plajlarda içeceğiniz ya da yiyeceğiniz şeylerin fiyatları, kasabaya göre hafif bir farklılık gösterse de gerek ürün kalitesi ve gerekse de fiyatı çok cazip… İki kişilik bir çift, birer kahve ve birer de bira içerse ödeyecekleri tutar 20 EU’nun altında kalıyor… Kassandra’nın muadili olarak düşünülebilecek tatil yörelerinde plajlardaki şezlonglar için ödenen paraları düşününce komik geliyor tabi…

Böyle Avrupa jet sosyetesinin de gözdesi… Özel uçaklarıyla Selanik’e gelip, buradan sessiz sedasız şekilde milyonlarca EU değerindeki muhteşem evlerine giderek dinlenenler; Sani Resort’ü seçenler… İnsanlar buraya “görünmek için gelmiyor” diyor Vasilis…

Kassandra’nın en keyifli yerlerinden birisi kuşkusuz Afitos…Tarihi binaları, EAT 7 ya da Rigas Tuna restaurant gibi yerleriyle sokakları gerçekten cıvıl cıvıl… Bölgenin yerel şarapları o kadar iddialı ki, EAT 7 evsahipliğinde gerçekleştirilen Şarap festivalinin tadını turistler çıkarttı… Kalithea (Maltepe) ise Kassandra’nın en hareketli yerlerinden biri… Burada bir Zeus tapınağı kalıntıları var…

Bölge 1960’lardan itibaren hareketlenmeye, ama daha çok 1970-80’lerden itibaren yatırım yapılabilir hale gelmeye başlamış… Otellerin yaşı bir yandan klasik bir tatil geleneği oluşmasına neden olurken bir yandan de bir yenilenme gereksinimi ortaya çıkartmış… Aşamalı olarak otelleri yenilediklerini ve yeni otelleri de devreye soktuklarını anlatan Vasilis Kyritsis gerçekten Kassandra için çok değerli çalışmalar yapan ve kendisini buraya adayan biri… Mühendis kökenli olması onun için pek çok anlamda işini kolaylaştırıyor…

Yarımadanın ucunda Loutra’daki kaplıca Kassandra’nın turizm çeşitliliğine farklı bir katkı sağlıyor… Şifalı kükürtlü suları özellikle cilt, kas ve kemik/eklem rahatsızlıklarına birebir… Pek çok ülkeden yatırımcı için cazibesi günden güne artan Kassandra, Türk yatırımcıları için de cazip fırsatlar içeriyor… Özellikle turizmde deneyimli gruplar için karlı olabilecek bir destinasyon; turizmde sadece oteli değil destinasyonu da sattığınızı düşününce, yenilenen ve daha yüksek kapasiteye ulaşan Selanik havalimanının bölge turizminde katkısının da artacağı kaçınılmaz…

Halkidiki’nin devasa kolları arasında kalan deniz, önemli ölçüde açık deniz koşullarından, rüzgar ve dalgalardan korunuyor. Ama arzu edenler için Kassandra’nın güney kısmı açık deniz sevenler için harika bir seçenek… Kassandra’nın sakin denizinde Tuna (ton) başta olmak üzere pek çok balık bulabilirsiniz… Deniz balığı yemek Türkiye’den daha ucuz değil, hatta bazı Türk firmalarının balık kamyonlarını görünce balık çiftliklerinin Yunanistan turizminden payına düşeni aldığını anlıyorsunuz. Ne kadar çok turist gelirse o kadar çok balık satılıyor…

Villa Stasa, Bakalis, Seven Seas gibi adını burada sayamadığımız muhteşem restaurantlarda Yunan mutfağının lezzetlerinden yararlanabilirsiniz. Buralarda bazı Amerikan kahve ve burger markalarını göremeyeceğinizi şimdiden söylemek lazım… Zira Yunanistan’ın kendisine özgü kahve kültürü ve zengin çeşitleri ön plana çıkıyor. Yunanlı tüketici kendi markalarının ürünlerini tercih etmiş, Atina dışında bu markaları görmek olanaksız…

Türkiye’den buraya giden turistler için şöyle bir paradoks var; pek çok açıdan, özellikle mutfak açısından yabancılık çekmeyeceğiniz kesin… Ancak mesela alaturka tuvalet meselesi gibi alışkanlıklar konusunda da tatil süresince uyum sağlamaya çalışmakta yarar var. Mücver, cacık, dolma, köfte, hamsi, sardalya, pirzola gibi yemeklerin isimleri aynı…Pek çok restaurant menülerine Türkçe seçeneğini de eklemeye başlamışlar… Kavala, Gümülcine, İskeçe ve Selanik’te başlatan Türkçe hareketi buralarda da etkili olmaya başladı…

Türk dizileri pek rağbet görüyor, hatta Türkçe öğrenmek isteyenlerin sayısı hiç de az değil… Nea Fokea (Yeni Foça), Kalithea (Maltepe), Nea Moudania (Yeni Mudanya), Nea Triglea (Yeni Tirilye), Nea Marmaras (Yeni Marmara) gibi yer isimlerinden de anlaşılacağı gibi burada çok ciddi bir mübadil nüfus var… Büyük anne ya da büyükbabalarının geldiği yerleri sürekli anıyorlar, bir duygu köprüsü var ki pek yoğun… Yanı sıra Samsun, Amasya, Konya, İzmir, Bursa gibi yerlerden gelenler pek fazla… Hatta bir kısmının soy adından nereden geldiğini anlayabiliyorsunuz.

Size her an Türkçe seslenebilecek, şaşıracağınız sürprizler yapabilecek bir Kassandra… Adı, dini, dili farklı gibi gelse de insanlarla kaynaştıkça aslında ne kadar aynı olduğumuzu göreceğimiz bir yer… Yemeği kadar müzikleri ve danslarına da kolaylıkla uyum sağlamamız gezimize katılan Avrupalı gazetecileri çok şaşırttı… Türklerle Yunanlıları sürekli didişirken görmeye o kadar alışmışlar ki; “Politikacılara bakmayın siz, biz birimizi severiz” demek sorunda kalıyor insanlar…