Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği

Dalgıçların ‘Kabe’si Phi Phi

The Beach filmini seyretmiş ve “bir gün mutlaka buraya bir tur yapacağım” diye kendi kendime söz vermiştim. Mutlaka Phi Phi’yi görmeliydim. Duyduğum memnuniyet hikayeleri artınca iş gezimin arasında kendime her bölgede 2’şer gece konaklamalı bir “mfo” gezisi ayarladım.

Cem Polatoğlu– İlk bacak Phuket ve oradan tekne transferi ile Phı Phi adasına geçiyorsunuz. Phi Phi’de merkez limanı hariç, topu topu 4-5 adet olan oteller, büyük teknelerin yanaşabileceği müsaitlikte değil. Bu nedenle her otel, büyük teknelerin yanaşabileceği mesafeden “Longtail” olarak adlandırılan, motoru uzun bir şafta ve pervaneye bağlı ufak teknelerini gönderip müşterilerini otele aldırıyor. Yerel giysili otel görevlilerinin tropikal meyvelerden yapılmış kokteyllerle karşılaması, tatilinizin hoş geçeceğine dair ilk ipuçlarını veriyor. Siz gelmeden önce klimalarla soğutulmuş odanızda ufak bir sürpriz de sizi bekliyor. Yatağınızın üzerine tek tek minik yapraklarla bezenmiş “Welcome” yazısı. Uzun emeklerle yapıldığı anlaşılan bu sürprizi bozmamak adına, biz de uzun bir süre yatağımız, kullanmaya kıyamıyoruz.

Adaya geldiğimizde muson yağmurlarının tatlı sürprizi ile karşılaştık. Tatlı diyorum, çünkü sanılanın aksine Muson yağmurları bu bölgelerde Endonezya’daki gibi saatlerce, günlerce sürmüyor. Sadece bir veya iki saat sürüyor. Sıcaklık asla değişmiyor, üstelik havanın nemini alıyor. Gökyüzü değişken bir tablo gibi renkten renge, bulutlar ise alt alta, üst üste şekilden şekle giriyor. Yaşanması gereken bir doğa olayı bence. Hele denizin içerisinde iseniz…

“Eğer cennet buysa, bugün ölmeye hazırım!” Ertesi gün Leonardo Dı Caprio’nun da rol aldığı Kumsal (The Beach) filminin çekildiği “Maya Beach”e gitmek üzere “Longtail” dedikleri uzun-ince teknelerden kiraladık. Taiceden başka tek bir kelime dahi anlamayan kaptanımızla okyanusun ortasındaki kayalardan oluşan “dağları” aşarak yola koyulduk. Kaptanımız, iletişim eksikliğinden, bizi Maya Beach yerine okyanus dağlarında bir gezintiye çıkardığı inancını taşıdığımız bir anda dümeni kırdı ve büyükçe bir “dağ”ın gizemli, daracık bir geçidinden içen girdi. Veee… Wow. Böyle bir manzara bu dünyada var olamaz. O ana kadar “Biz kaybolduk, bu adam bizi nereye götürüyor, hiçbir dilden anlamıyor, kaçırılıyoruz, cep telefonlarımız da çekmiyor” diyerek, kibar tabiriyle bir saat boyunca “hayıflanan” ben, manzara karşısında sustum.

Hep orada kalalım istedim. Gördüğünüz, dört tarafı dağlarla çevrili bir plaj, masmavi bir gökyüzü, bembeyaz kumsal şeffaf, berrak, çarşaf gibi bir deniz, tropik ağaçlar ve sessizlik… Başta dedim ya, “Eğer cennet buysa, bugün ölmeye hazırım!” El değmemiş plajlar İstemeye istemeye gen dönüş için yola koyulduk. Kaptanımız bu kez dağın arka yamacından dolaşıyor ve bize el değmemiş birçok mağara ve plaj gösteriyor. Canımızın çektiği yerde motoru durduruyor ve denizin, doğanın tadına varıyoruz.

Bizi evimizin önünden alan tekne, 8 saat sonra bizi yine evimizin önüne kadar bırakıyor. Ödediğimiz sadece 30 dolar. Akşam yemeğimizi, otelimizin hemen yanı başına konuşlanmış olan yerli halkın ilkel restoranında, kum üzerindeki naylon örtülü masalarında kocaman, nefis bir okyanus balığı ve jumbo karidesler eşliğinde alıyoruz. Yemek sonrası İsviçreli bir çiftle beraber yerli çocuklarla kumlar üzerinde oyunlar oynuyoruz. Türk usulu “birdirbir” ile tanışıyor tüm yerli çocuklarla beraber İsviçreli çift. En zorlandığımız bölüm ise “çattı-pattı kaç attı’yı tercüme etmek oluyor.

Dalgıçların ‘Kabe’si Peki tüm bunları yaşamak için illa da Phi Phi adasında mı kalmak lazım? Hayır. Tüm bu adaların merkez noktası Phuket. İncisi ile meşhur ve bu adalara geçiş sağlayan çıkış noktası Phuket; Bangkok ve Pattaya’yı aşan; denizi, güneşi, gizemi, alışverişi ve eğlencesi ile turizmin son incisi… Phuket’ten hergün Phi Phi, Maya Beach, Krabi, James Bond adası gibi 46 adaya günübirlik, birkaç adayı birden kapsayan turlar yapmak mümkün. Hele scuba, yani dalış yapanlar için bu bölgeye “dalgıçların Kabe’si” adı verilmiş. Denizin altı, üstünden de güzel ve gizemli. Denizlerde yaşadığı bilinen bin 700 çeşit canlının bin 500 kusuru bu bölgede. Başta da denizlerin en vahşisi Barracuda balığı.