Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği

Ege’de yeni moda: Toprak üstünde tiyatro

Harlı hararetli, yağmuru fırtınası depremiyle aksiyonu bol bir yazdan geçiyoruz. Beklenmedik şeylerin yılı 2017. Bu sürprizli ülkede güzel şeyler de oluyor ama. Sıcakların tavan yaptığı şu günlerde doğanın merkezine seyahatler hat safhada. Şehirlerin dayanılmaz öfkesi sıcakla birleşince insanda kaçıp uzaklaşma, doğaya karışma isteği uyanıyor.

Mustafa İri-Bu yılın festival takvimine bakınca özellikle genç gruplar için hazırlanan, doğayı, ormanı, denizi kısaca kamplı seçenekleri öne çıkaran bir program yoğunluğu görüyoruz. Yoğun sınav stresini atmak ve kişisel zevklerini geliştirmek için bu tür festivallere ilgi gösterenlerin sayısı çok fazla. Geçen yıla kadar küçük çapta gerçekleşen bu tür festivallerin yoga ve meditasyon gibi başlıklarla hızla yayıldığı, Olimpos, Fethiye ve Karadeniz başta olmak üzere tüm sahil ve orman bölgelerinde hareket kazandırdığı çok açık.

Gelelim sokakta tiyatroya. İn-yer-face tarzı sahne biçimi her ne kadar çekiciliğini koruyorsa da yeni arayışlarla pabucu çoktan dama atıldı bile. Eski binalarda, garaj ve depolarda sahnelenen oyunlar revaçta. Büyük ve havalı salonların modası çoktan geçti. Tiyatro grupları artık minimalist işlerin peşinde. Hal böyle olunca ödül ve adaylıklar da değişerek onlara bu alanda cesaret veren bir oluşumun içinde ‘özgür tiyatro’ diyebileceğimiz bir düzen yarattı. Bağımsız ve mekân kaygısından uzak, bir nevi ‘sokakta tiyatro’ olgusu oluştu. Toprak üzerinde tiyatro, tam da bu oluşumun karşılığı. Kendi tiyatrosunu, kendi düşüncesini sırt çantasına yükleyerek doğa denen sahneye çadırını kuran gençliğin tiyatrosu.
Bu yeni akımı farkeden ilk bölge ‘Ege’ oldu. 27-30 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşen Mordoğan Sokakta Tiyatro Festivali, Karaburun Belediyesi’nin desteğiyle gerçek bir doğa şölenine dönüştü. Açılış konuşmasının yapıldığı sırada patlak veren fırtına festivalin unutulmazıydı. Oyunlar uzak köylere, bozuk yollarla gidilen yerlere kadar ulaştı. Sahilde kurulan çadırlarda konaklayan öğrenciler belediye binasında gerçekleşen atölyelere katılarak keyifli dersler eşliğinde yeni şeyler öğrendiler. Şan, oyunculuk ve seramik atölyeleri büyük ilgi gördü. Festivalin bir de sloganı vardı;’Çadırını al da gel’. Bu yıl altıncısı gerçekleşen buluşmanın Deneysel Tiyatro Komünü ve Karaburun-Mordoğan Belediyesi ortaklığında öncekilere oranla daha çok ilgi gördüğü söylenebilir. Eşber Yağmurdereli, Orhan Alkaya, Orhan Aydın, Temel Demirer, Yiğit Arı, Önder Abay, Kemal Oruç, Mahmut Talay ve Sera Kadıgil’in de konuşmacı olarak katıldığı festivalin bana göre en özel yanı, Sarpıncık Köyü’ne kadar giden tiyatro ekiplerini görüp tanımaktı. (Zarfsız Kuşlar-Pantomim ve Bedensel Kukla Gösterisi)

Kuşadası’nda Bir Anınız Olsun
Mordoğan’dan sonraki durağımız Kuşadası’ydı. Bu yıl ilki gerçekleşen 1.Kuşadası Tiyatro Festivali de toprağa ve tabiata itibar eden bir etkinlikti. 1 Ağustos’ta Değirmen ve Milli Park gezisi ile başlayan ve oradaki çok özel eski zeytinyağı fabrikasını ziyaretle açılış yapan festival hayli iddialı. Aynı gün Güzelçamlı’ya gidildi. Koruma altındaki bu özel ormanların çekici koyları gerçek birer cennet. Karşı tarafta şekli uyuyan bir güzele benzeyen Samos Adası var. Yoğun ilgi görmesi nedeniyle İçmeler adı taşıyan ilk koya halk arasında ‘Çişli Koy’ denmesi keyifli kahkahalara neden oldu. Sırasıyla Aydınlık Koy, Kavaklıburun ve nihayet Karasu’ya gelindiğinde kumu sayılan berraklıkta bir deniz karşılıyor sizi. Burası milli parkın en çok rağbet gören kısmı. Bu bölgenin az ilerisinde sır gibi saklanan yerler de var. Güzelbahçe yolundan gidilen Eski Doğanbeyli, emekli opera şarkıcılarının ve yurt dışından gelen bazı turistlerin keşfettiği eski bir Rum köyü.

Ziyaretçilerden pek hoşlanmayan köy sakinleri yeni insnaların buraya gelmesini engellemek için oldukça mesafeli davranıyorlar. Aldığımız bilgiler, Eski Doğanbeyli’nin bir süre sonra kıyamet komplosu sırasında zekice bir marketing stratejisi izleyerek bir fenomene dönüşen Şirince Köyü’nün yerine geçeceği yönünde. Türkiye’deki Maldivler olarak bilinen bu bölgenin tünellerle gidilen ve araçların giremeyeceği gizli yerlerinin olması, Kaz dağlarını aratmayan oksijen oranı, ondan çok daha fazla tespit edilen ozon yüksekliği ise binbir derde deva. Sadece havasıyla bile ölümcül hastalıkları iyileştirdiği söylenen bu özel köyün çok iyi tanıdığınızı sandığınız ve belki de yıllarca ziyaret etmediğiniz Kuşadası’nda bulunduğunu hatırlatmakta yarar var.

Kuşadası Belediyesi ve tiyatro gönüllülerinin işbirliği ile başlayan festival gezileri, turistik açıdan herkesin görmesi gereken yerler. Şirince Köyü ikinci durağımızdı. Yüksek rakımlı ve gizemli uzaylıların ineceği söylenen mistik titreşimli Şirince, başka bir sürprizle karşıladı bizi: Tiyatro Medresesi. Dünyaca ünlü eğitmenler ve az sayıda öğrenciye müthiş bir eğitim sunan bu saklı mabet kelimenin tam anlamıyla iştah kabartıyor. İnsanın tekrar öğrenci olası, doğanın bu eşsiz parçasında dirsek çürütesi geliyor. Kilometrelerce alan üzerinde, ağaçların ve derin gölgelerin arasında taştan binalarda harika işler yapılıyor. Bir Nesin Vakfı kuruluşu olan Matematik Köyü Tiyatro Medresesi’yle yan yanalar. Gördüğü ilgi üzerine vakıf, Felsefe Köyü ve Sanat Köyü de inşa etmiş. Benzersiz kurallar ve iç tüzükleriyle sıra dışı bir okul olarak Nesin Köyleri ve Tiyatro Medresesi, festival programının en cazip gezisiydi.
Hilton Oteli’nin bitişiğindeki Ada Kültür Merkezi ise, öğrencilerin çadırlarını kurması için Kuşadası Belediyesi tarafından seçilen alan. Yarı olimpik yüzme havuzu, sahile olan yakınlığı ve atölyeler için düşünülen ağaçların altındaki gölgeler bu yeri keyifli bir festival alanına dönüştürüyor.

Yard.Doç.Dr.Zerrin Yanıkkaya’nın Türk Tiyatrosunun Gelişimi dersi en çok ilgi gören buluşmaydı. Açılış gecesi İsmail Cem Meydanı’nda Belediye Başkanı Özer Kayalı’nın konuşması sonrasında oyun ve dans gösterisi yapıldı, halk coşkulu bir kutlama yaşadı. Festivale ‘İki Efendinin Uşağı’ ile katılan yonetmen ve oyuncu Muhammet Uzuner ile Güray Dinçol, oyunculuk ve maskeler hakkında kaçırılmaması gerek sunumlar yaptılar. Erkan Yücel Sahnesi ve Kervansaray gösteriler için tercih edilen mekanlardı. Eskişehir ve Ankara’dan gelen tiyatro gruplarının konuk oyunlarına da yer veren Kuşadası Tiyatro Festivali, böylelikle tutkulu ve heyecan dolu bir başlangıç yaparak Dionisos ruhunu onurlandırdı. Şimdiden önümüzdeki yıla odaklanan heyecanlı ekibin beyni Nurten Helik ve elbette sonsuz desteği ile Kuşadası Belediyesi, 2017 yazına damga vurdular.

Yabancı turistlerin ülkemize gösterdikleri ilginin değişerek azaldığı söylentileri Kuşadası icin geçerli değil. Festivali izleyenler arasında kalabalık bir yabancı turist katılımının olduğu gözlerden kaçmadı. Oyunculuk ateşinin sarmaladığı genç kuşak bundan böyle Ada’yı yakın markaja almalıdır. Toprağın üzerini görkemli bir sete dönüştüren vazgeçilmez bir program 2018’de de onları bekliyor olacak. Ege her yıl topraktan filizlenen yeni sürgünlerin şenlikli hasadını yapacak.