Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği

Osmanlı’nın izlerini taşıyan kent : Üsküp

Makedonya’nın başkenti ve en büyük şehri Üsküp, Vardar nehri ile ikiye bölünmüş bir balkan kenti. Osmanlı döneminden kalma çarşısı, taşköprüsü ve camileri ile ecdad izleri taşıyan Üsküp, mutlaka görülmesi gereken şehirlerden biri.

Çağlar Çağatay- Yugoslavya’nın dağılmasından sonra dünya siyaset haritasında bağımsız devlet olarak yerini alan Makedonya’nın başkenti Üsküp, eski ile yeninin bir nehir kenarında buluştuğu özel bir balkan kenti. İstanbul’dan yaklaşık 1 saat 30 dakika süren bir uçak yolculuğu ile ulaşacağınız Üsküp, tarihi derinliği 6 bin yıla kadar uzanan bir kent. Makedon dilinde Skopje diğer adıyla da Üsküp kentinin ortasından geçen Vardar nehrinin akış yönüne doğru durduğumuzda sağınızda kalan bölge kentin yeni yüzünü sol tarafında kalan bölge ise tarihini simgeliyor. 1451-1469 yıllarında arasında dönemin Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet himayesinde yapıldığı için padişahın adıyla da anılan Taşköprü’de kentin iki yakasını birbirine bağlıyor. Üsküp, 800 bin nüfusuyla toplam iki milyonu biraz aşan nüfusa sahip Makedonya’nın en büyük kenti. Kentin tarihi bölgesi beş asır boyunca burada hüküm sürmüş Osmanlı İmparatorluğu’nun kültürel mirası niteliğinde. Kentin bu kesiminde çoğunluğu Müslüman olan Arnavutlar ve az sayıda Türk yaşıyor.

Tarih Kokan Sokaklar

Üsküp’ün çarşısı geleneksel yapısıyla tam bir Osmanlı. Çarşının tarih kokan sokaklarında dolaşırken kentin çok kültürlü sosyal yaşamındaki renklerini görebilirsiniz. Bu gezi sırasında tavsiyemiz çarşının ana caddesinin hemen arkasında sıralanmış Balkan geleneksel lezzetlerini sunan restoranlarda börek ve köfte yemeniz. Bu her iki lezzet Balkan yemek kültürünün esas unsuru. Özellikle Üsküp Destan Köfte’yi tavsiye ederim. Üsküp 2014 projesi kapsamında kentin meydanlarında dev Büyük İskender ve babası Philip heykelleri ile Makedonya’nın bağımsızlığının 20. yılı için yapılmış Makedonya Tak’ını görebilirsiniz. Vardar Nehri kenarı ve yeni yapılan alışveriş merkezleri Üsküp’ün hareketli yaşamına tanıklık ediyor. Makedonya Meydanı’na çok yakın bir bölgede yapılan Nobel Barış Ödülü alan Rahibe Teresa’nın anı evi, turistlerin ziyaret ettikleri yerlerden biri. Balkanların en önemli kalelerinden biri olan Üsküp Kalesi, şehrin Vardar Irmağı’na bakan en yüksek noktasına kurulu olup, armasında ve bu armayı taşıyan bayrağında yer alır. Üsküp’e yolunuz düşerse sizde benim gibi kaleye çıkın ve şehre bir de oradan bakın. Osmanlı Çarşısı, Üsküp Kalesi, Kurşunlu Han, Sulu Han, Makedonya Arkeoloji Müzesi, Büyük İskender Heykeli, Sultan 2. Murat Camii, Mustafa Paşa Camii, Taşköprü, Rahibe Terasa Anı Evi, Aziz Saviour Kilisesi, Davutpaşa Hamamı, Üsküp Şehir Müzesi (eski tren istasyonu) Üsküp’ün tarihini anlatan yerler. Sadece bu kentle sınırlı kalmayın derim.

Yeşilin Her Tonu Matka Kanyonu’nda

Üsküp’e gelenler Matka Kanyonu’nu görmeden buradan ayrılırsa, şehrin güzelliğinin büyük bir bölümünü kaçırmış olur. Dimdik birbirine bakan dağların arasından Treska Nehri, yeşilin tonlarını rengine katıp yansıtarak fotoğraf severler için müthiş bir manzara sunuyor. Şehrin 15 kilometre güneybatısında yer alan bu kanyonda sporseverler de düşünülmüş ve uzun bir yürüyüş yolu ile dağların ve nehrin arasından kuş sesi fonuyla yürünüyor. Nehir üzerinde ister kano ister tekne ile gezinti yapabilir, kanyonda bulunan kafe ve restoranlarda oturup manzaranın keyfini çıkarabilirsiniz. Aynı zamanda tekne gezisi esnasında Vrelo mağarasına uğruyoruz.

Balkanlar’daki Türklerin Kalesi Gostivar

Şar dağının eteklerinde, Polog vadisinin verimli topraklarında kurulu olan Gostivar’a başkent Üsküp’ten yaklaşık bir saatlik bir otobüs yolculuğu ile ulaşıyoruz. Makedonya’nın hem siyasi hem de ekonomik açıdan önemli şehirlerinden biri olan Gostivar, Arnavutluk ve Kosova ile sınır kenti. Çok kültürlü hayatın sembol şehirlerinden olan Gostivar’da Osmanlı hayat tarzının, gelenek ve göreneklerinin bugün de yaşatıldığı bir kültürel merkez konumunda. Türkler yüzde 10’luk nüfusuyla Arnavutlar ve Makedonların ardından üçüncü büyük etnik grup. Gostivar “misafiri bol, misafirperver” anlamında kullanılıyor. Ülkenin önemli kış turizm merkezlerinden biri olan Mavrova milli parkı, Gostivar bölgesinde yer alıyor. Gostivar denince ilk akla gelen yapı saat kulesi. Ayakta kalmayı başarmış en eski yapı olan saat kulesi ile iki şerefeli tek minaresi ile Saat Camii kentin gezip görülmesi gereken nadir eserlerinden.

Tetova’da Alaca Camii

Ülkenin karayolları oldukça gelişmiş. Başkent Üsküp’ten yaklaşık 30 dakika süren otobüs yolculuğu ile Tetova diğer adı Kalkandelen’e varıyoruz. Tetova, Şar dağlarının eteklerine kurulu ve ülkenin ikinci büyük kenti. Osmanlı İmparatorluğu’nun asırlar boyunca egemenliği altında kalan bu kenti, ecdadımız askeri ve ticaret üssü olarak kullanmış. Şehirdeki Pena Nehri yakınlarında hamamlar, camiler, bedestenler, köprülere kentin her yerinde rastlıyorsunuz. İlk ziyaret yerimiz dünyada eşi benzeri olmayan ve eşsiz bir mimariye sahip olan ecdad mirası Alaca Camii oluyor. Balkanların en eski camiisi olan Alaca Camii Mimar İshak Paşa tarafından, 1438’da Hurşide ve Mensure isminde iki kızkardeşin desteğiyle yapılmış. Barok – Osmanlı stilinde inşa edilen caminin ince işlemeleri kendine hayran bırakırken, mutlaka görülmesi gereken yapılardan biri. Kentte gezilecek bir diğer yapı ise Harabati Baba Tekkesi. 500 yıllık olan tekke, Bektaşilerin merkezi olmuş ve restoran çalışmaları Türkiye tarafından başlatılmış. Şar dağları kış turizmi içinde uygun fiyatlarıyla ziyaretçilerini bekliyor. Tetova’da börek denemelisiniz. Bunun yanında Strumitsa adlı asitli meşhur armut suyunu da içebilirsiniz. Trileçe’yi de meşhur tatlıcı Rınıa’da tadabilirsiniz.