Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği

Seminer:1 “Turizmde Birleşmeler ve Türkiye’ye Etkileri”

Seminer 1:Turizmde Birleşmeler ve Türkiye?ye Etkileri

tuyed-amblem

Anatolia Dergisi işbirliğiyle başlattığımız, “Turizm Okulları ile Deneyim Birikim Paylaşma Seminerleri? başladı. İlk semineri Akdeniz Üniversitesi?nde TUYED Kurucu Üyelerinden, www.turizmgazetesi.com ve Resort Dergisi Editörü Fehmi Köfteoğlu verdi. Köfteoğlu,  ?Dünya turizm hareketinin bugünkü merkezi Avrupa seyahat endüstrisindeki birleşmeler? konusundaki deneyim ve bilgi birikimini öğrencilere aktardı.

 

 

Kurucu Üyemiz Fehmi Köfteoğlu Akdeniz Üniversitesi?nde yaklaşık 20 dakika süren konuşmasında, Almanya ve İngiltere seyahat endüstrisinde 10 yıla yakın bir süre pazara egemen olan dikey entegrasyon başarısız olduğuna değindi. Avrupa seyahat endüstrisi pazarının merkezinin Almanya?dan İngiltere?ye kaymakta olduğuna işaret eden Köfteoğlu,

 

?Alman merkezli olan TUI hisselerinin First Choise?a satılmasından sonra şirket yönetimi İngiltere?ye alındı. Benzer olay Thomas Cook MyTravel olayında da yaşandı. Şirket birleşmeleri ile başlayıp daha sonra dağılmalar ile devam eden şimdi yeniden birleşmelere sahne olan bu gelişmeler büyük grupların hızla düşen kar oranlarını artırma ve pazardaki daralmayı aşma arayışıdır? dedi.

Bu arayışın hâlâ devam ettiğini belirten Köfteoğlu, dünya seyahat endüstrisinin merkezinde yaşanan gelişmelerin, aralarında Türkiye?nin de olduğu turist çeken ülkeleri yakından ilgilendirdiğine dikkat çekti.

 

Fehmi Köfteoğlu?nun konuşmasının tam metni aşağıda verilmiştir:

İnsanların keşif duygusu ile başlayan seyahat olgusu dünyada Marco Polo, Türkiye?de ise Evliya Çelebi simgeleniyor. Binlerce yıl keşif ve merak duygusu ile yapılan seyahatler zamanla aristokrat sınıf ve varlıklı kesimin gezme eğlenme amacıyla gerçekleştirdiği bir faaliyet haline geldi.

 

Uzun süre bireysel seyahatler biçiminde gerçekleşen faaliyetler 1840?ta İngiltere?de Thomas Cook?un girişimi ile ilk kez organize turlar haline geldi. Böylece bireysel seyahatler daha çok buharlı tren ve kruvaziyer gemiler ile yapılan organize turlar halini aldı.

 

Seyahatlerin organize turlar haline gelerek buharlı tren ve gemi seyahatleri ile yapılmaya başlamasıyla turizm kavramı oluşmaya başladı. Turizm olgusu da ikinci dünya savaşından ekonomik, sosyal ve siyasal yönden yıkılmış olarak çıkan Avrupa?da 2. Dünya Savaşı?ndan sonra ekonomiyi canlandırmak ve savaşta uğranan kayıpların yol açtığı moralleri düzeltip yükseltmek amacıyla hızla geliştirilerek kitlesel hale geldi.

 

Dolayısıyla bugünkü haliyle konuşulan kitle (Mass) turizmi 2.  dünya savaşından sonra Avrupa?da doğdu ve hızla gelişerek dünyaya yayıldı. Bu anlamda turizmin tarihi süreci incelendiğinde en büyük gelişmenin 2. dünya savaşından sonra olduğu görülüyor.

 

Öyle ki keşif ve merak güdüsü ile başlayan seyahatler ile başlayan turizm günümüzde dünyanın en büyük 2. hizmetler sektörü haline geldi. Bu nedenle de turizm günümüzde artık seyahat endüstrisi olarak tanımlanıyor.

Turizmi ya da günümüzdeki doğru tanımıyla seyahat endüstrisinin tarihi gelişimini birkaç cümle ile böyle ifade ettikten sonra günümüzdeki duruma bakalım.

 

 

 

Seyahat endüstrisinin bugünkü durumunu daha iyi anlayabilmek için de 1970?ten sonrasını üç bölüm halinde ele almak gerekir. Birinci bölümde önümüzdeki yıllarda hızla değişecek olan, ama şu anda dünya turizm hareketinin merkezi konumunda olan Avrupa?ya özellikle bu sürecin odağı olan Almanya ve İngiltere?ye bakmak gerekir.

İki ülke, günümüzde Avrupa, hatta dünya turizm hareketinin merkezi konumundadır.

Bu  özellikleri ile Almanya ve İngiltere seyahat endüstrisinin göstergesi olarak alınabilir.

İngiltere günümüzde turizmin en büyük bölümünü oluşturan paket tur olgusunun ilk çıktığı ve turizmin kitleselleştiği ülkedir.

Almanya ise paket tur ile yurtdışına en çok turist gönderen ülkedir.

Bu iki ülke dünya turizm hareketinin bugün için merkezi olan Avrupa?nın da lokomotifidir. Bir başka açıdan Almanya ve İngiltere?nin günümüz seyahat endüstrisi pazarının da merkezi, lokomotifi ve göstergesidir.

Turizm hareketinin kitleselleştiği 2. dünya savaşı sonrası yıllar ile seyahat endüstrisinin bugünkü duruma gelmesinin dönüm noktası olarak ele alınabilecek  1970?li yıllardan başlayıp günümüze kadar geçen 35 yıllık süreci  kendi içinde üç bölümde ele almak gerekir.

 

Birinci bölüm, 1968?da Fransa?da başlayıp bütün Avrupa?ya yayılan gençlik hareketleri ile simgelenen toplumun her kesimi özellikle de çalışanların daha çok sosyal haklar elde etmesi ve refah düzeyinin arttığı dönemdir.

Bu dönemde refah düzeyinin artmasına bağlı olarak tatil artık yalnız soylu kesim ile varlılık sınıfın değil orta tabaka hata çalışanların bile yapabildiği bir şey haline geldi.

Bu dönem aynı zamanda paket tur pazarında büyük çıkışın olduğu dönemdir.

Bugün en çok ziyaretçi çeken ve bu alandan en çok döviz kazanan ülkelerden Fransa ve İspanya?nın yükselişi de bu dönemde başladı.

Sözkonusu iki ülke turist çekerek bu alanda büyüyüp gelişirken Almanya ve İngiltere de yurtdışına turist göndererek bu alanda hızla gelişmeye başladı.

 

Tatil ve turizm olgusunun hızla geliştiği bu dönemde Avrupa?da peş peşe seyahat acentaları, charter uçak filoları, deniz kıyılarında kitle turizmine yanıt verebilecek nitelikte büyük hacimli tesisler kuruldu ve bu işleri organize etmek üzere tur operatörü denilen yapılar ortaya çıktı.Bu dönem 1980?li yılların başına kadar devam etti.

1980?lerin başına kadar üretim ağırlıklı olan dünya ekonomisin o yıllarda Freidman?cılık olarak da tanımlanan üretim yerine parayı koyan, ?Monetarist? yani paradan para kazanmayı esas alan ekonomi politikaları turizm sektöründe ikinci dönemin başlangıcı oldu.

O güne kadar sermayesi insan ve yetenek olan turizmde artık para belirleyici olmaya başladı. Bu dönemde sektörler ve işletmelerin gücü, sahip oldukları ya da ellerinden geçen nakit para belirliyordu. Dolayısıyla nakit akışının hızlı olduğu sektörler öne çıktı.

 

Turizm ise, market ve alışveriş merkezleri ile simgelenen perakendecilikten sonra hızlı olduğu nakit akışının en yüksek olduğu alandı. Turizm sektörünün bu özelliği paradan para kazanma politikalarının merkezi olan bankaların dikkatini çekti.

Bu dönem Almanya?da bankaların peş peşe turizm sektörüne girdikleri dönemdir.

Öyle ki 1990?ların ortasına gelindiğinde Avrupa seyahat endüstrisinin merkezi olan Almanya?da turizm sektörünün tümü 5 büyük bankanın geline geçmişti.

İngiltere?de de turizm şirketlerinin borsaya girmeleri biçiminde yaşanan bu dönenim en belirgin özelliği turizm sektörünün arkasına bankacılık ve finans kesimini almasıydı.

Bu dönemde finans kesimini arkasına alan sektörün büyük grupları pazarı ele geçirmek amacıyla birbirileriyle kıran kırana rekabete girişti.

 

 

 

Bu rekabet de ?Dikey entegrasyon? denilen pazardaki diğer şirketlerin satın alınarak bünyeye katılması şeklinde yaşandı. 1998?e kadar yaşana bu süreç sonunda Avrupa seyahat pazarı üç büyük grubun eline geçerek kartelleşmiş bir hal aldı.

Kartelleşmenin amacı, eğlenceden, havayolu ulaşımına pazarlamadan konaklamaya kadar seyahat endüstrisinin bütün birimlerine egemen olup böylece her birimdeki kârın tek elde toplanmasıydı.

Bu amaçla Almanya ve İngiltere?de pazarın büyük bölümünü ellerinde bulunduran gruplar kendi ülkelerinde olduğu gibi Avrupa?nın diğer ülkelerinde de şirket satın almada adeta birbirleriyle yarıştı.

Bu dönemde SSCB?nin dağılması ile dünya turizmine yeni pazarlar açıldı. Bu da pazarın büyümesini beraberinde getirdi. Aynı dönemde turizm hareketi Avrupa ülkelerinde de en iyi yıllarını yaşıyordu.

 

1990?lı yıllar seyahat endüstrisinde büyük grupların yaptığı şirket satınalma ve birleşmelerinin hızla yayıldığı dönemdir.

Şirket birleşme ve satınalmaların yapıldığı ülkelerde şirket ya da grupların bir alanda kartel haline gelmesini önleyen yasal düzenlemelere karşı işlemleri kılıfına uydurarak yürüttü.

1990?lı yılların sonuna gelindiğinde seyahat endüstrisi pazarında yasal düzenlemelerdeki engeller çeşitli yollarla aşılmış olarak fiilen kartelleşmiş bir yapı ortaya çıktı.

Şirket birleşmeleri ve satın almalar sonucunda Avrupa seyahat pazarının merkezi konumunda olan Almanya?da Pazar bir ara kırmızı ve sarı gruplar olarak tanımlanan TUI ile Neckerrmann  ile daha sonra 3. grup olarak ortaya çıkan Rewe-LTU grubundan oluşuyordu.

 

Bu dönemde İngiltere?deki büyük grupların Almanya?daki şirketleri, Almanya?dakilerin de İngiltere?deki şirketleri satın alması ya da bunlara ortak olması sonucunda  Avrupa pazarının tümü 3 firmanın egemenliğine girdi.

Gerçekte, bugün kartelleşmiş bir hal almış olarak karşımıza çıkan Avrupa seyahat pazarındaki yeni yapılanma 1995?ten başlayan bir sürecin sonucudur.

Pazardaki söz sahibi firmalar bu döneme belirlenmiş bir plan ve stratejik bir hedefle girdi.

Ana stratejisi pazarı kontrol altına almak olan bu plan kendi içinde birkaç aşamadan oluşuyordu. Bu aşamaların ilki  finans kesiminin sektöre çekilmesiydi.

 

Almanya?nın en büyük beş bankasının kısa sürede sektörün tümünü denetler hale gelmesi, İngiltere?de de seyahat pazarının önde gelen firmalarının borsa şirketleri  tarafından ele geçirilmeleri ile stratejiye dayalı planın birinci  bölümü gerçekleştirildi.

Planın bu bölümünün ikinci adımı ise finans desteğini arkasına almış firmaların seyahat pazarında dikey entegrasyon yolu ile birleşmeleriydi.

Bu aşama da kısa sürede tamamlanarak 1998 yılında büyük oranda gerçekleştirildi.

Sıra seyahat pazarında başrol oynamaya başlayan firmaların diğer Avrupa ülkelerindeki şirketleri de bünyelerine katılmasına geldi. Bu süreç de 2000?li yılların başında büyük oranda tamamlandı.

 

Artık yeni bir aşamaya gelinmiş oldu.

Dikey entegrasyon başarısız oldu, alınan şirketler geri veriliyor

Almanya ve İngiltere seyahat endüstrisinde 10 yıla yakın bir süre pazara egemen olan dikey entegrasyon başarısız oldu.

Büyük gruplar, her ülke ve pazarın her kesimindeki şirketleri satın alarak tek başlarına pazara hükmetmek istedi.

Ama bu durum öylesine hantal bir yapıya neden oldu ki şirketler büyüyüp gelişmek yerine birer obez haline geldi.

Obez bir hal alan büyük gruplar hızlı gelişmeler karşısında aynı süratle karar alamayınca hükmetmek istedikleri pazarı yönlendirmek bir yana ona hükmedemez duruma geldilr.

Bunun üzerine daha önce ciddi paralar ödeyerek satın aldıkları şirketlerin sırtlarına yük olduğunu görmeye başladı. İngiltere seyahat pazarının büyük gruplarından Airtours?un daha önce Alman pazarından satın aldığı FTI?yi eski sahiplerine geri verirken, TUI de, İngiliz pazarından aldığı seyahat zinciri Travel House Group?un satış noktalarını geri verdi.

Bu arada TUI bünyesinde yer alan Thomson, Lunn Poly markasından vazgeçme kararı aldı.

 

Sürpriz gelişme

Ancak sürpriz bir gelişme ile 2007 yılı başında büyük grupların şirket birleşmeleri yeniden gündeme geldi. Bu sürpriz gelişmenin en çarpıcı örnekleri ise İngiltere pazarının iki büyük grubu First Choice ve MyTravel?in Thomas Cook ve TUI ile birleşmeleri oldu.

TUI First Choice ile Thomas Cook da MyTravel ile birleşti.

Bu önemli bir gelişmeydi.

Dikkat çeken bu sürpriz birlemelerden sonra Avrupa seyahat endüstrisi pazarının merkezinin Almanya?dan İngiltere?ye mi kayıyor sorusunu gündeme getirdi.

Çünkü Alman merkezli olan TUI hisselerinin First Choise?a satılmasından sonra şirket yönetimi İngiltere?ye alındı.

Benzer olay Thomas Cook MyTravel olayında da yaşandı.

 

Şirket birleşmeleri ile başlayıp daha sonra dağılmalar ile devam eden şimdi yeniden birleşmelere sahne olan bu gelişmeler büyük grupların hızla düşen kar oranlarını artırma ve pazardaki daralmayı aşma arayışıydı.

Bu arayış hala devam ediyor.

Bu dönemde pazarın en büyük gruplarından TUI?de üçüncü kez yönetim değişti,  Thomas Cook tur operatörlüğünden çekilmeye varacak yeni strateji belirlerken, Rewe?de  hisseler el değiştirdi.

 

Dünya seyahat endüstrisini şu anda merkezi olan Avrupa?nın iki lokomotif ülkesi Almanya ve İngiltere pazarında yaşanan bu gelişmeler, aralarında Türkiye?nin de olduğu turist çeken ülkeleri yakından ilgilendiriyor.

 

Bu dönemin en belirgin özelliği, destinasyon denilen yani gidilen yere müşteri gönderenlerin buralardaki konaklama, pazarlama, ulaşım ve diğer birimleri ele geçirme girişimleridir.

 

Nitekim yeni dönemin ilk uygulamaları olarak Alman ve İngiliz tur operatörlerinin Türkiye ve Yunanistan?da peş peşe şirket satın almalarına tanık oluyoruz.

Avrupa?daki şirket birleşmeleri ve Türkiye

Uluslararası seyahat pazarına geç çıkmış ama kısa sürede bu alanda önemli gelişmeler gösteren Türkiye bugün eksiklerine karşın dünya turizm hareketinde bir aktördür.

Bu anlamda dünya turizm hareketin ve Avrupa seyahat endüstrisindeki her gelişme Türkiye?yi ye doğal olarak yakından ilgilendiriyor

Dolayısıyla dünya turizmindeki her gelişme gibi Avrupa?da gerçekleşen şirket birleşmeleri ile yeniden yapılanan Avrupa seyahat pazarındaki gelişmeler Türkiye?yi yakından ilgilendiriyor.

 

Türkiye?nin turizmde esas olarak turist çeken bir ülke olması yani destinasyon özelliği nedeniyle bir süreden gündemde olan, Avrupa seyahat endüstrisine egemen büyük grupların  konaklama tesislerine hakim olma girişimleri özel bir önem taşıyor.

 

Çünkü bu dönemde seyahat pazarındaki üstünlük destinasyonlardaki yatak kapasitesi belirliyor. Alman ve İngiliz tur operatörleri şimdi müşterilerini gönderdikleri ülkelerin her bölgesinde, mevcut yatak kapasitesini kontrol altına alma konusunda adeta savaş veriyor.

Seyahat endüstrisi pazarının devlerinin destinasyonlarda giriştikleri bu rekabeti, özellikle Türkiye gibi incomingci ülkeler, çok  yakından inceleyip, adım adım izlemek zorundadır.

 

Zira, bugün ortaya çıkan yeni yapılanmada tur operatörünün elinde havayolu ulaşımı, pazarlama ağı vb gibi olanaklar olması yetmiyor.

Bütün bunlar, ancak müşterinin gönderildiği ülke ve bölgede en uygun koşullarda konaklatılması ile mümkündür.

 

Türkiye ?Figüran? mı ?Aktör? mü

Ülkemizdeki turizmin 20 yıllık seyri incelendiğinde yaşanan sıkıntılar ve mevcut eksikliklere karşı Türkiye?nin bu alanda iyi durumda olduğu söylenebilir.

Türkiye turizmde önemli deneyim ve birikimlere sahip bir ülke olarak şimdi bir yol ayırımına gelmiştir.

Bu noktada deneyim ve birikimlerini kullanarak bulunduğu yerden daha yukarıya çıkabilecek yeni bir aşamaya geçebilir.

Bunun için de gelinen yerden yeni bir aşamaya geçmeyi sağlayacak bir stratejiye gereksinimi vardır. Türkiye eğer sahip olduğu deneyim ve birikimlere karşın bunu yapamaz ise uluslararası seyahat pazarının basit  bir figüranı haline gelecektir.

Oysa turizmde sahip olduğu zengin potansiyel ve bu alandaki ulusal gücü sahiptir.

Türkiye turizmde bugün sektörün en önemli dayanakları olan havayolu ulaşımı, konaklama ve pazarlama alanında yatırım , yönetim ve işletmecilikte büyük oranda ulusal nitelikli bir yapıya sahiptir.

Bu yapısıyla Türkiye turizmde bugüne kadar edindiği birikim ve kazandığı deneyimlerle figüran değil, aktör olabilecek durumdadır.