Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği

Reklam

Tokat yabancı turiste hazır mı?

Travelshop Turkey CEO’su Murtaza Kalender’in davetiyle, tarihi ve kültürel değerlerinin yanı sıra, kendine özgü zengin mutfağa sahip Tokat’ı gezip yetkililerden bilgi aldık.

Görüp hissettiklerimi bir yararı olsun diye paylaşmakta yarar görüyorum. Öncelikle amacımın ‘bağcıyı döğmek değil, üzüm yemek’ olduğunu bu yüzden bazı sözleri ‘dost acı söyler mantığıyla sarf edeceğimi bildirmekte yarar görüyorum.

Etkinliğin açılışında konuşan Travelshop Turkey CEO’su Murtaza Kalender, dünyada 1,2 trilyon dolarlık hacme ulaşan uluslararası turizm hareketlerinin 600 milyarlık diliminin gastronomi ve eko turlardan oluştuğunu hatırlattı.

Gerçekten de doğayla barışık eko turizm ve yörelerin kendine özgü yeme-içmelerini öne çıkardıkları gastronomi. günümüzde turizmde en hızlı büyüyen iki alanını oluşturuyor.

Tokat, tarihi ve kültürel değerlerinin yanı sıra, yeme-içme yani gastronomi turizmi açısından da zengin bir potansiyele sahip. Bu noktada karşımıza zengin potansiyelin nasıl vitrine çıkarılıp, dünya turizminden hak edilen payın alınabilmesi için hangi adımların atılması gerektiği soruları çıkıyor.

Öncelikle birçok şehrimizde karşımıza çıkan ‘en güzeli bizde var’ anlayışının boş, klişe ve işe yaramaz bir söylem olduğunu hatırlatalım. Bunun yerine, öne çıkarılmak istenen şeyin en iyi ve en güzel olduğunu bilimsel bir araştırma veya ilgili kurumdan alınacak sertifika ile tescil edilmesi daha doğru olur.

Bunun yapılması, ortaya,  ‘en büyüğü, en güzeli bizde var’ klişe bir söylemin ötesine geçip, ayağı yere basan, belge veya sertifikayla tescil edilerek gerçek bir durumun çıkmasına yol açacaktır.

İkinci olarak bir şehir veya bölgenin turistik bir merkez, destinasyon haline gelmesi isteniyorsa, tüm paydaşların, kişisel egolarını bir kenara bırakıp, ‘ben’ merkezli bir anlayıştan ‘biz’ merkezli bir anlayışa geçmesi gerekiyor.

Üçüncü olarak herkesin kendi işini doğru yapabilmesi için tanıtım işinin profesyonellere teslim edilmesi veya bu konuda işin ehli kişilerden danışmanlık alınması şartı gözardı edilmemeli. Tanıtım işine de ‘bir atımlık barut’ gözüyle değil, süreklilik, yenilik ve farkındalık yaratacak özelliklere sahip olmasında yarar var.

Turizmde öne çıkmak isteyen bir il, ilçe veya kasaba, sahip olduğu turistik ürünlerinin hedef kitlesini çok iyi tanıyıp, ürün ve hizmetlerini bu kitlenin beklentileri yönünde geliştirmezse tüm çabalar boşa gider. Bunu somut birkaç örnekle açıklamak istiyorum.

Tokat’ın sahip olduğu turistik değerler, esas olarak kültür turizmine meraklı kesimin ilgilisi çekecek özelliklere sahip. Bu durumda kültür turu turisti profilinin iyi analiz edilerek kültür turisti ne ister, beklentisi nedir? gibi soruların yanıtlanması önem arzediyor.

Tokat’ın en önemli turizm değerlerinden birinin doğa olmasından hareketle, bu konuda bazı bilgileri paylaşmak istiyorum. Dünya, sosyal ve kültürel değerleri koruyup gözeten;  sürdürülebilir ‘eko turizm’ kavramıyla 1990’ların başında tanıştı. Çevre odaklı turizm, o yıldan bu yana yılda ortalama yüzde 20’lik büyümeler kaydetti, büyümeye de devam edecek.

Turizmin gelişen çeşidi eko turizm, aynı zamanda yerel ekonomilere en fazla destek olan türlerin başında geliyor. Şöyle ki, paket turdaki harcamaların yüzde 80’i uçak, otel ve uluslararası şirketlere giderken, eko turlardaki harcamaların yüzde 95’i yerel ekonomilere kalıyor. Şehir turuna katılan turist günde 54 dolar harcarken,  deniz tatiline çıkanlar 67 dolar, kültür ağırlıklı eko turlara katılanlar ise günde 90 dolar harcıyor.

Gerek eko gerekse gastronomi turizmine katılan kültür turistinin profiline baktığımızda şu özelliklerinin öne çıktığını görüyoruz: Kültür turisti deneyimli seyyahtır. Eğitimi yüksektir. Yüksek gelir grubuna sahiptir. Orta yaş ve üstü grubuna aittir. Kanaat önderidir. Tatil konusunda eşten-dosttan bilgi alır. Keşfederken keyif de almasını bilen kişilerdir.

Bir yeri keşfederken, dini ve kültüründe içkiyle ilgili sorunu olmadığından; güneş batımını izlerken veya bir nehir kıyısının keyfini çıkarırken bunu bir-iki kadeh içki içerek yapmak ister. Dolayısıyla bu turisti ağırlarken, ona içki konusunda bir dayatma yapmaya gerek yok! Herkesin dini ve kültürel farkına saygı göstermeliyiz.

Kültür turistini dünyanın başka yerlerine gitmeye zorlamak istemiyorsak, tüm yerel yöneticilerin kendi inançlarını bir kenara bırakıp oyunu kurallarına göre oyması gerekiyor. Bunun yapılması ülkemizde hoşgörünün olduğunu kanıtlayacağı gibi, turizmin bu alanından alacağımız payı da büyütecektir.

Yönettiği şehir veya ilçede yabancı turist görmek isteyen, gerçekten turizm yapmak isteyen tüm yerel yöneticilere bu gerçekler ışığında hareket etmelerini öneriyorum. Bunu yapmazlarsa turizm konusunda ne söylerlerse söylesinler ‘mış’ gibi yapmış olacaklar…

TUYED Başkanı Kerem Köfteoğlu