Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği

Yücel: Yasa çalışmaları şeffaf yürütülmeli

Basınla Mercure Hotel Istanbul The Plaza Bosphorus’ta buluşan Kültür ve Turizm Eski Bakanı Bahattin Yücel, sektörde bozulan rekabet ortamı ve yeni yasa çalışmaları hakkındaki görüşlerini paylaştı. Yeni yasanın rekabet ortamını garanti altına alıp, güçlü bir denetim mekanizması oluşturacak şekilde kurgulanması gerektiğini belirten Yücel “Yasa çalışmaları kapalı kapılar ardında değil, daha katılımcı, demokratik ve şeffaf şekilde yürütülmeli” dedi.

Tartışılmadan yapılan, sektörle kamuoyu ile tartışılmayan birtakım uygulamaların ileride daha ağır sonuçlar doğuracağına dikkat çeken Yücel, “Son kararı siyasi otorite verecektir, son sözü parlamento söylecektir, buna kimsenin itirazı yok. Ama bunun daha katılımcı, daha demokratik bir yöntemle ele alınması gerekirdi. O konuda bir eksiklik var. O eksikliğin sektörü olumsuz etkilememesini diliyoruz” şeklinde konuştu.

Serbest piyasa kurallarının geçerli olduğu turizm sektöründe tek yetkililik ve tek satıcılık durumunun ağırlık kazandığını ve bunun da tekelleşmeyi beraberinde getirdiğini belirten Yücel “Pazar payını büyük ölçüde elinde tutan aynı zamanda kural koyucu ise burada çok hassas bir denge ortaya çıkıyor” dedikten sonra şöyle devam etti: “Bunun da gözetilmesi gerek. Bu gözetimin yolu da denetim mekanizmalarının ve açık yönetim tarzının hakim olmasıyla sağlanabilir. Tekelleşmenin bir başka boyutu da, uluslararası rezervasyon sitelerinin Türkiye’deki çalışmalarının mahkeme tedbiri ile durdurulması. Bu konudaki yargı süreci henüz tamamlanmadı. TÜRSAB’ın eski yönetimi bu konuyu Rekabet Kurulu’na şikayet etmişti. Öte taraftan Kültür ve Turizm Bakanı bu rezervasyon sitelerinin Türkiye’de haksız rekabete neden olduğu ve dijital kapitülasyona yol açtığı gerekçesiyle süreci destekledi.’’

 “Konu Etstur değil”

Seyahat pazarının en büyük oyuncusu konumundaki Etstur’un sahibi Mehmet Nuri Ersoy’un bakan olmasına da değinen Yücel, “Buradaki mesele Etstur veya onun sahibinin bakan olması değil. Buradaki mesele, birincisi haksız rekabet nedeniyle tüketici zarara uğruyor mu? İkincisi, bu tür düzenlemelerde hizmet nitelik ve standartları en üst uygulama mercii olan bakanlığın, farklı birtakım kısıtlamalarla pazarda ayrıcalık yaratıp yaratılmadığı. Yasa çalışmaları nasıl sonuçlanır bilmiyorum ama bakanlık bazı turizm STK’larından da görüş alıyor. Görüş alınması normal, alınabilir ama hepsini TÜRSAB’ın şemsiyesi altında toplayıp oradan ilerlemek de daha doğru olurdu diye düşünüyorum. Çünkü aynı zamanda TÜRSAB, üyelerinin farklı çıkarları nedeniyle dengeli davranmak durumunda olan bir kurum’’ dedi.

Türkiye’de ilk defa bu yıl turistik havalimanlarına yıl boyu devam edecek tarifeli seferler konulduğunu hatırlatan Yücel şöyle konuştu: ‘’Tarifeli seferler, yılın 365 günü boyunca bizim tatil merkezlerimiz ile yurt dışındaki pazarlar arasında hava köprüsü kurulması anlamına geliyor. Bu olumlu bir gelişme. Olumsuz gelişme ise otellerin iç pazara ayırdığı kapasiteyi düşürmesi. Burada bazı sıkıntılar doğabilir.”

Yücel, toplantının sonunda 10 yıl önce kurduğu Turizm Araştırmaları Derneği’nin (TURAD) faaliyetlerini özetledikten sonra, TURAD’ın son toplantısı yaptıklarını ve derneğin kurumsal kimliğini feshettiğini duyurdu.

Pazar tanımı yanlış

Toplantıda konuyu rekabet hukuku açısından ele alan Avukat Murat Uysal da yeni yasanın çok titizlikle hazırlanması ve herhangi bir kesime rekabet avantajı sağlayacak yapıda olmaması gerektiğini vurguladı.

Kanunda pazar hakimiyeti tanımının yanlış olduğunu bunun düzeltilmesi gerektiğini belirten Uysal şu bilgileri verdi: “Türkiye’de pazar hakimiyeti kriteri, pazarın yüzde 40’nın bir şirket tarafından kontrol edilmesi şeklinde kabul ediliyor. Rekabet Kurulu konuyla ilgili, ‘bu acentelerin hiçbiri pazarda yüzde 40’tan fazla bir paya sahip değil ve dolayısıyla pazarın genelini etkileyemezler’ diyor. Ama aynı raporda şirketler tek tek değil de bütün olarak incelediğinde, yüzde 60’ın üzerinde bir tek satıcılık olduğunu görüyoruz. Yapılan işlem ve işlemin pazara etkilerini kağıt üzerinde irdeliyoruz. Bu nedenle bir hukukçu gözüyle şunu söyleyebilirim: Turizm pazarı, rekabetin korunması hakkında kanun bakımından sağlıklı değil. Örneğin Kapadokya’yı 100 otelli bir pazar olarak tanımlarsak, burada yüzde 40 anlamlı olabilir. Fakat Türkiye’deki tüm konaklama sektörünü bir pazar olarak görüp, bir şirketin bu pazarın yüzde 40’na hakim olana kadar seyirci kalmak pek mantıklı olmayacaktır.”

Türkiye’de Etstur’un pazarda hakim konumda olduğunu savunan Av. Murat Uysal, “Şirketlerin hakim durumda olması rekabet hukukunda bir engel olarak tanımlanmıyor. Engel olan, hakim durumun kötüye kullanılmasıdır. Hakim durumu, sadece pazarın yüzde 50-60’na sahip olarak değerlendiremezsiniz. Hakim olmak, aynı zamanda pazarda belirleyici olmak da demektir. Bana göre Etstur’un konumu hakim bir durumdur. Sadece pazar payıyla değil, aynı zamanda siyasi gücüyle de hakim durumdadır” dedi.

Seçimler yenilenirse ekonomiyi olumsuz etkiler

Ekonomi yazarı Hakan Güldağ ise, günümüzde iç turizm pazarını olumlu etkileyecek bir gelir artışının olmadığını belirterek “Beyaz yakalıların maaşlarında artış yok ve bankalar da frene basmış durumda. Dolayısıyla bu durum insanların turizm harcamalarına da yansır. Öte yandan artan otel maliyetlerinden dolayı yükselen fiyatlar da tatil talebini etkileyecek. Bundan dolayı insanlar fazla tatile gidemeyecek. İnsanlarda otelden kampa, uçaktan otobüse doğru bir kayış olacak gibi görünüyor’’ diye konuştu.

Seçimlerin tekrarlanması durumunda ekonominin bundan nasıl etkileneceği sorusunu yanıtlayan Güldağ şunları söyledi: ‘’Seçimlerin yenilenmesinin ekonomiye olumsuz etkileri olur. Bu, Türkiye’de kurum ve kuralların işlemediği düşüncesini ortaya çıkarır ve bunun üstüne hangi tedbiri alırsanız alın, güvensizlik olur. Dövizde ibre yukarı doğru devam eder. Aslında Türkiye’nin önünde fırsatlar da var. Her şey kurallara ve yargıya uygun olarak ortaya çıkarsa, yabancıların Türkiye’ye dönük güveni yükselecektir. Mevcut durumda, Türkiye’de piyasanın işleyişi konusunda çok ciddi çekinceler var.’’

“Anı Tur batmadı, çekilmek zorunda bırakıldı”

Toplantının katılımcılarından TUYED Başkan Yardımcısı Cem Polatoğlu ise yaptığı değerlendirmede; Anı Tur gibi, iç pazarda yüzde 20’lik paya sahip bir tur operatörünün, yaşanan olumsuz rekabet koşulları nedeniyle çekilmek zorunda kaldığını söyledi.

“Veli Çilsal’ın ticaretini beğenirsiniz, beğenmezsiniz o ayrı şey. Fakat doğrusunu söylemek gerekirse Anı Tur batmadı, çekilmek zorunda kaldı” diyen Polatoğlu sözlerini şöyle noktaladı: “Çünkü çalıştığı oteller, bir sonraki yıl Anı Tur’a yer vermedi. Bazı oteller Anı Tur’a Etstur’u  verdiği fiyatın iki katını verdiler. Böyle olunca onların da rekabet etme şansı kalmadı.”